Bir dava bir amaç varsa o davanın, amacın etrafında toplananların en büyük sıkıntı ve şikayetlerinin başında kimsenin elini taşın altına koymaması olmuştur. Kimsenin elini taşın altına koymaması taşı yerinden oynatmayı, bir yerden başka yere taşımayı isteyenlerin başarızsılığının ve bu durumdan şikayetlerinin en büyük sebebidir. Aynı taşı kaldırma amacında ve kaldıramama şikayetinde, üzüntüsünde olan, aynı dava peşinde koşan aynı taşı kaldırma arzusunda insanı görünce hep aynı soru zihnimde yankılanır. Ağır bir taşı kaldırma amacındaki insan kendi tek başına kaldıramıyorsa, bir başkasının da tek başına kaldırmasını bekleme hakkını nasıl kendinde bulur? Bu nasıl bir fikir ve düşünce tarzıdır? Öyleyse ne yapmalı? Susup oturmalı ve davadan vazgeçmeli mi? Bu kimileri için çıkış yolu olabilir fakat bu olay Müslümanların karşısına çıkınca soru ve cevap değişir. Müslüman taşı nasıl kaldıracak? Taşın altına elini sokacak mı? Sokacaksa bu el sokma nasıl olacak? Bu soruların cevabına müspet karşılık vermek Müslümanlığın, Müslüman olmanın sebep, gereklilik ve şartıdır. Yalnız arada ufak bir fark ve ayrıntı vardır. İslâm, taşı nasıl kaldıracağının metodunu Müslüman’a öğretir. Bu metodu tek başına uygulayamayacağını, taşın altına elini tek başına sokarsa buna güç yetiremeyeceğini ve kimseden de tek başına taşı kaldırmasını beklememesi gerektiğini öğretir. Müslümanlık fert olarak değil, topyekun birlik olarak fiili gerektirir. Müslüman kimse taşın altına elini neden sokmuyor? Diye dövüneceğine bütün çabasını birliğe adamalı, enerjisini bu yolda harcamalıdır.
Müslüman topluluğun topluluk olmasının altında yatan bilinç ve gerekliliği oluşturan etken davettir, çağrıdır. Bu birliği meydana getirecek olan ve sürekliliğini, sağlamlığını, ayrılmadan devamını sağlayacak olanda kardeşliktir. Devam olmadan dava, kardeşlik olmadan da birlik olmaz. Bunlar ayakta durmayı birbirlerine destek vererek sürdürebilen iki kavramdır. Bu yüzden ki Allah kardeşliği Müslümanlığa düstur olarak vazetmiştir. Müslüman ile başka bir Müslüman arasındaki bağı ifade şeklinin kardeşlik olması bir gerekliliktir Çünkü insanlar arasındaki en kopmayacak bağ, diyaloğu, irtibatı en yüksek seviyeye taşıyan, kendi menfaati yerine karşısındakinin menfaatini en büyük menfaat görmesini sağlayan, elini tuttuğunda elini en sıkı şekilde ve güvenerek tutacağı bu güven ve sıkı tutuşa aynı şekilde karşılık bulacağı müessese kardeşliktir. Biz Müslümanlar aramızda kardeşlik müessesesinin oluşmasını, oluşan müessesenin kuvvet bulması için emek sarf edersek hep birlikte en ağır taşı yerinden oynatmak bizler için çok kolay olacaktır. Bu kolaylıkla Müslümanlar devletler, imparatorluklar kurmuş, çağ açmış, çağ kapamış, tarih boyunca iktidarın, emniyet ve güvenin simgesi olmuşlardır. Tıpkı Osmanlısız bir Ortadoğunun bugünkü hali gibi yoklukları eserini en acı şekilde göstererek hissedilmiştir. En ağır taşı oynatan en güç işi başaran bir cemaate en değişmeyecek düzeni değiştirmekte kolay olacaktır.
Unutmamalıyız ki en sağlam halat birbirine sıkısıkıya bağlı iplerin sarmaş dolaş olmasıyla meydana gelir. Bizlere düşense bu halatın oluşmasında yerimizi almalı, diğer ipleri arayıp bulmalı, onlarla sıkı sıkıya sarılarak en sağlam halatı oluşturmalıyız. Böylelikle kaldırmayı hayal dahi edemeyeceğimiz ağırlığın kalkmasında yerimizi alır tek başına başaramayacağımız işi başaranlar arasına katılırız. Amaç başarıda adımızın geçmesi değil sadece başarının meydana gelmesiyse amacımıza ulaşmanın vereceği haz en büyük mükâfat olacaktır. Bu mükâfat ve başarı bize daha birçok başarıya koşmanın yolunu açacak, açılan yollarsa üst üste gelen şevk ve gayretle daha çabuk ve kolay aşılacaktır. Açık yollarda ilerlemekse kolay olacaktır.
İbrahim zeren
20 Kasım 2008