Bizler ahsen-i takvim üzere yaratılmış olan insanlarız.
Yaratılmışlar içerisinde mukayese edildiğimizde ilk sıradayız ama bu eksiksiz olduğumuz anlamına gelmez.
Unutmayalım ki insan acizdir, zayıftır, acelecidir, unutur.
Etrafımıza baktığımızda gözümüzün önünde cereyan eden hadiseleri aklımız kadar anlar, bilgimiz kadar yorumlarız.
Çoğu zaman fark etmediğimiz, fark etsek de küçük diye önemsemediğimiz her olay aslında kendi için de bir mucizedir.
Bizim hayır gördüğümüz şer, şer gördüğümüz hayır olabilir.
Bizim yanlış dediğimiz doğru, doğru dediğimiz yanlış olabilir.
Bazen cahilliğimizi ortaya döker bu işde bir eksiklik var deriz.
Oysa Allah kâinatta eksiksiz bir düzen kurmuştur.
Bilmeyiz ki her ne oluyorsa Allah’ın bilgisiyledir.
O Allah ki kara taşın içinde kara karıncayı gören ve bilendir.
Çünkü o karıncayı yaratan ve ona rızık veren odur.
Tabiata İslam nazarıyla bakmazsan hadiseleri eksik görürsün.
Kuzuyu yiyen kurdu görürsün, otu yiyen kuzuyu görmezsin.
Ceylanı yiyen aslanı vahşi, fareyi yiyen kediyi kahraman ilan edersin.
Yağmurdaki bereketi bulutlara, meyvenin tadını ağaca, sebzedeki sıhhati güneşe verirsin.
Sanki senin methiyene muhtaçlarmış gibi yaratılanlara bol bol övgü düzer, yaratana nankörlük edersin.
Öyleyse her zaman bakmak ile görmenin aynı şey olmadığını bileceğiz.
Her zaman madalyonun görünen yanından başka bir de görünmeyen yanı olduğunu unutmayacağız.
Ve diyeceğiz ki Allah’ın yaratmasında bir çelişki yoktur o her ne yaratırsa hikmet ile yaratır.
İbrahim Zeren
27 Eylül 2013