Güzel bir bahçeye sahip olmak için çiçeklerin arasından ayrık otlarını ayırmak her bahçıvanın rutin ve en tabii işidir. Fazla yükten dolayı hız yapamayan geminin hızını arttırmak için safra atmaksa işini bilen kaptanın, kaptanlığının devamını sağlayan sebeptir. Bir şeylerin devamı bir şeylerin hayrı için bir şeyleri atmak, kenara ayırmak gerekli olabilir. Çoğu zamanda bu böyle olmuştur. Neyi atacağını, ne zaman ve nerede atması gerektiğini bilmek ise işini doğru yapanların, başarıya ulaşacakların özellikleridir. Müslüman topluluğunda bir şeyleri atma bir şeylerden fedakârlık ve feragat etme noktasına sürüklendikleri zamanlardan bir zamandır, bu zaman. Maalesef Müslüman topluluk bunu bir etki tepki silsilesinde gösterilen yerine hiç direnmeden, kendi adına biçilen rolüne razı olarak, dayatılan şartların hepsini kabul ederek uygulamaktadır. Bu direnmeyiş o kadar tepkisiz ve düşünmeden olmaktadır ki bu diretmeyi kimlerin neden yaptığını sorgulamak yerine sorgulanması istenenleri sorgulamayı en ağır şekilde ve acı yapmaktadırlar. Bunun en acı tarafı da sorgulayan ve sorgulanan, hesap kesen ve hesabı kesilen denkleminde karşılıklı iki taraf olması gerekirken iki tarafında karşı karşıya değil yan yana olmasıdır. Hiç yönünü çevirmeye ihtiyaç duymaksızın karşısında duranı sorgulayacağına, yanına dönerek yanındakini sorgulayanlar. Bu yana dönme ve yanındakini karşısına almayı hiç garipsemezler. Yanındakini karşısına alırken aradaki mesafenin azlığından birkaç adım geri giderek araya mesafe koyma işinin içinde yatan yanlışı hiç düşünmezler. Bu kadar eylemi gerçekleştirirken geçen zaman zarfında düşünselerdi bugün bu kadar yandaş, safra diye denize atılmış, ayrık otu diye koparılmış Müslümanlar olmazdı. Müslümanlar yanındakini sorgulamak için karşısına geçeceğine karşısındakini sorgulasaydı kimi neden sorgulaması gerektiğini doğru tahlil etseydi güçlerinde azalma olmayacaktı.
Müslüman topluluk birilerine güzel görünme derdine düşmüş. Bu güzel görünmenin neye mal olduğunu fark edememektedir. Bir muhasebe yapıp kime? Neden? Ne için? Ne kadar daha güzel görüneceğim? Ben güzelleştiğimi zannediyorum fakat yaranmak istediğim, kendimi beğendirmeye çalıştığım beni beğeniyor mu? Beğenmesi için daha neler yapmalıyım? Nelerden taviz vermeliyim? Bu nelere daha neler eklenecek? Diye düşünmüyor. Düşünmüyor çünkü görmüyor. Gözü ne karşısında ne yanında, ne attığının ne attıranın farkında. Bir elinde cımbız, bir elinde ayna. Aynada kendinden başkasını görmüyor güzelleşeceğim diye çırpınıp duruyor. Aynayı ve cımbızı eline tutuşturanların aynadaki dalaveresinden olacak ayna lunapark aynalarına benziyor. Kaşını düzeltecek diye kirpiklerini yolup ucubeye dönüyor. Bir an aynaya bakmayı bırakıp attıklarını görse, elinden cımbızı bırakıp elini attıklarını almaya uzatsa zararından dönmüş olacak. Bu gün hızlı gideceğim diye safra görüp attığı dün rüzgârdan savrulup devrilmesin diye ağırlık yapandı. Önemli olan gideceği yere hızlı gitmesi değil ağır, kalabalık gitmesidir.
İbrahim Zeren
26 Aralık 2008