Müslüman bir halkın yaşadığı bu topraklarda İslâm’ın hükümlerinin doğru öğrenilmesi ve uygulanması için şeyhülİslâmlık müessesesi vardı. Cumhuriyetin kurulmasıyla şeyhülİslâmlığın yerini Diyanet İşleri Başkanlığı aldı. Bu kurumdan beklenen İslâm’ı ehlisünnet istikametinde uygulamak, öğretmek ve yoldan çıkanları uyarmaktı. Oysa bu kurum vazifesini hiçbir zaman layıkıyla yapmadı. Halkın çoğunun bile katılmadığı Cuma namazları dışında halkla direk temas kurmadı. Kurduğu o teması da iyi kullanmadı. Cuma hutbelerinde kırmızı ışıkta geçmeyin, çiçekleri koparmayın, yerlere çöp atmayın tarzında hutbeler okuttu. Oysa dini hayat her geçen gün içeriden ve dışarıdan aldığı saldırılarla kötüye gitti.
Yıllarca ortalıkta dolaşan hoca müsvetteleri İslâm’ı tahrif için çalıştılar. İslâm kalesinin dışarıdan aldığı darbeler yetmezmiş gibi içeriden surların dibini oydular. Allah kaderi bilemez dediler. Peygamber postacıydı dini getirdi işi bitti dediler. Sahabe de kim oluyor? Onlarda adam bizde adamız onların söylediğini dinlemeyiz dediler. Namaz vakitlerini beşten üçe düşürdüler namaz kılanın namazını ifsat ettiler. İmsak erken oluyor daha geç olmalı dediler oruç tutanın orucunu iptal ettiler. Kurbanını biz keselim dediler kurban paralarını cebe atıp kurbanları heder ettiler. Zekâtını biz toplayalım dediler zekât parasıyla kiliseye bağış yaptılar zekâtı berbat ettiler.
Onlar şu dünya hayatında üzerlerine düşen görevi yaptılar. Onlara yüklenen vazife İslâm’ı tahrif etmekti çalıştılar ve güçleri yettiğince başardılar. Diyanet İşleri Başkanlığının da bu dünya hayatında bir görevi vardı ama o görevini ciddiye almadı. Elinin altında onbinlerce personel var üstelik bir de televizyon kanalı var. Yinede layıkınca çalışmıyor. Kendi televizyonlarında İslâm’ı anlatıyorlar ama başka televizyon kanallarında olup bitene karışmıyorlar. Aynı program içerisinde bir yanda ayet okuyup öte yanda göbek atanları izlemeyin demiyorlar. Ekranlara çıkıp söze besmele ile başlayıp sahabeye, Peygambere hatta işi iyice abartıp Kur’ân-ı Kerim’e hakaret edenlere sus demiyorlar. Demek ki diyanet bir işi yaramıyor.
Siz benim attığım başlığa bakmayın ben onu kızgınlıktan yazdım. Diyanet kapatılsın yerine avm açılsın demiyorum. Diyanet olmazsa işin nasıl karışacağının farkındayım. Diyanet çok işe yaramasa da az işe yarıyor. En azından bir kurum altında toplanıyoruz. Fakat bu haliyle görevini tam olarak yaptığını söyleyemeyiz. Din sadece emri bil maruf değildir nehyi anil münker de vardır. Sadece iyiliği emretmekle olmaz kötülükten nehyetmekte gerekir. Diyanet dini doğru öğretecek doğru öğretmeyeni de uyarıp engelleyecek. Diyanet üzerine düşen görevi düzgün yaptığında kimse dini kullanarak Müslümanları kandıramaz.
İbrahim zeren
21 Ağustos 2016