Modern olmak çağın ve teknolojinin nimetlerinden faydalanmak, bilime ve teknolojiye bir şeyler katmak anlamından soyutlanmak zannediliyor. Çağı yakalamanın batılı olmak, batılı düşünmek olarak algılandığı bir zamandayız. Maalesef birçokları tarafından da batılılaşmak noktası daha ileri götürülerek batılı dünya görüşüne batılı din görüşünü de eklemiştir. Biz Müslümanlar diğer dinlerden İslâm’a geçişleri büyük mutlulukla karşılarken ya mutluluktan ya da umursamamaktan; İslâm’dan diğer dinlere geçişleri görmüyoruz. İlhak sayısı mürted sayısından çok olabilir ama arada sayı farkı olması bir toplama çıkartma hesabıyla şu kadar geldi şu kadar gitti eldeki daha çok o zaman kârdayız mantığıysa bu mantığı bu hesabı hiçbir Müslüman akıl kabul edemez. Bir kayıp bile bizim için tarifi imkânsız kabilinde büyük kayıptır. Kayıplara ağlamaktan kazançlara gülmeye imkân bulamamalıyız. Bu demek değildir ki kazançlara sevinmeyeceğiz elbette sevineceğiz. Bu doğal ve gerekli bir reflekstir. Ama bu refleks bir tebessümden öte geçmemeli hemen toparlanıp üzüntümüzü hatırlamalıyız. Giden gitti kalan sağlar bizimdir dersek, kayıpların peşinden koşmazsak, gideni nasılsa gitti diye harcarsak beraberinde nicelerini de götürür.
İslâm’ı bırakıp Hıristiyan, Yehova şahidi, Bahai, Budist olan nice vatandaşımız olan dindaşlarımız var. Bir tek bunlarla da sınırlı değil ateist, materyalist, satanist ve daha neler neler. Bunların hepsi birer kayıp. Bunların hepsi Müslüman cemaat için birer ayıp. Ayıp kelimesi ağır mı oldu diye çok düşündüm ama aşırı hassasiyetimden olsa gerek başka kelime bulamadım. İçimizde yaşayan bir gurup insan sonsuz huzura giden, dünyadan Ahiret’e ulaşan bir yol olarak izlediğimiz İslâm çizgisinden sapıp tarifi imkânsız korkunç ve acı bir sona doğru gidiyorlar ve bizler, bir şeyler yapmakla yapamamak arasında sıkışıp kalıyoruz. Bu sebepten beni ayıp kelimesini kullandığım için tazir edecek olanlar varsa hiç sorun değil ben bu kelimeyi yalnız kendimi ve bu kelimeyi taşıyanları kastederek yazdım. Ayıbı üzerine almayanlar üzerlerine hiç bir şey almadıkları, kendilerine toz kondurmadıkları sürece bu kısır döngü devam edecektir.
Bu noktadaki paradigma, Müslümanları neredeyse tek tip ve yanlış bir fenomene sürüklemektedir. Bugünün Müslümanları hiç gerek yokken üzerlerine giydikleri İslâm elbisesini çıkarıp başka elbiseler giymeye yeltenmişler ve hangi elbiseyi giyseler üzerlerine oturtamamışlardır. İslâm; İslâm olmak  gayesi ile giyilirse giyenin üzerine tam oturan bir elbisedir. Fakat İslâm yerine nedenini bilmedikleri başka başka elbiseler giymeye çalışmaktadırlar. Ve bu elbiselerin üzerlerine yakışmadığını da büyük çoğunluk idrak etmiş olacak ki ortalıkta bir yığın çıplak oluşmaya başladı. Bu çıplaklar çıkardığı İslâm elbisesini tekrar giymeyi nedense istemezler. Başka elbiselerinde çıkardıkları elbiseden iyi olmadığını kabul etmiş olacaklar ki çıplak dolaşmaya devam ediyorlar.
İbrahim Zeren
30 Ocak 2009