İslâmiyet ve Hıristiyanlık ilk günden bu güne tabilerinin yaymak için çalışmalarıyla taşınmıştır. İslâmiyet’teki tebliğ ve irşad kavramının Hıristiyanlık’ta bir karşılığı yoktur. Eski zamanlarda insanlar silah zoruyla Hıristiyanlaştırılıyordu. Şimdi zaman değişti modern çağ geldi şartlarla beraber yöntemde değişti. Artık silah Hıristiyanların sayısını çoğaltmak yerine Müslümanların sayısını azaltmak için kullanılıyor. Yüzyıllardır misyonerlik çalışmaları için gerek Vatikan’ın gerekse büyük küçük birçok kilisenin kasasından büyük servetler harcanıyor. Asya ve Afrika Hıristiyanlaştırılıp kiliseye çağrılırken Avrupadaki Hıristiyanların yolu kiliseden geçmez oluyor. Her geçen gün yeni katılımlar olsa da Hıristiyanlıkla alâkasını kesenlerin sayısı çok daha hızla artıyor. Vatikan şişirme rakamlarla açıkladığı tabilerinin sayısını daha az açıklıyor artık. Binlerce misyoner çantalarında milyonlarca dolar ve euro ile gayretle çalışıyorlar. Fakat Vatikan’daki hesap çarşıya uymuyor. Hesapta olmayan, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu açık. Elbette Hıristiyan camiasında bunun için kafa yoran kim bilir kaç kişi vardır? Acaba kağıt üzerinde bir kişinin Hıristiyan olması şu kadardır diye bir maliyet hesabımı var? Acaba maliyet yükseldikçe onun için mi hesaplar şaştı? Yoksa misyonerler paranın her şey demek olmadığı gerçeğiyle karşı karşıya mı kaldı?
İslâm’da misyonerliğin karşılığı bir kavram yoktur elbette. Ama İslâmiyet her zaman hızla yayılır. Üstelik kapalı kapılar ardında yapılan planlar o planları destekleyen kasası tıka basa dolu vakıflar olmadan yayılır. İslâm’da ideal Müslüman olmanın yolu iyi örnek olmaktan geçer. En iyi örneğin Allah Resulu -sallâllâhû aleyhi ve sellem- olduğunu kabul edip onun gibi olmaya çalışmaktır. Çevresindeki insanlara bir Müslümanın nasıl olduğunu yaşayarak göstermektir. Bugün dünyanın her köşesinde Müslüman misyonerler yok. Fakat ekmek parası kazanmak için halkı Müslüman olmayan ülkelere yerleşen milyonlarca Müslüman var. Yaşadıkları, çalıştıkları ülkelerde sadece iyi bir Müslüman örneği olarak İslâm’ı temsil ediyorlar. Evet, belki de sorulmadıkça dinlerini anlatmıyorlar bile. Zorla bir şey kabul ettirilmemesi belki daha cazip kılıyordur. Bir çok insanın her geçen gün manevi değerlerin kaybolduğu dünyada, aradıklarını İslâm’da buldukları rakamlarla ortada. Hiç maliyetsiz Müslüman sayısındaki artış karşısında kişi başı maliyet yükselse de Hıristiyan sayısındaki gerilemede ortada. Zengin kilise fakir işçiler karşısında açık farkla geride kaldı. Apartman altlarında açılan derme çatma mescitler devasa katedralleri alt etti. İsteyen istediği kadar istatistikler üzerinde oynasın kazanan yine Hakk’ın taraftarları oldu.
06 Şubat 2009
İbrahim Zeren