Sen sudaki aksine hayranlıkla bakarken, tozu alınmış bir aynanın karşısında kendimi göremiyorum, gidiyorum.
Delicesine ıslık çalarak, fütursuzca umursamadan, bir çağıran olmasa da bir git diyen varmış gibi, gidiyorum.
Kalem, kâğıt, dil, dudak, kelimeler, sözler anlatamıyor meramımı, sözlerim tükendi, gidiyorum.
Hatıralar, yeminle verilen sözler, yalçın dalgalar misali vuruyor aklımın en ücra köşesine, gidiyorum.
Milyarlarca ciğer nefes alırken kıştan sonra gelen baharın ferahlığında, ben boğuluyorum mazinin dehlizlerinde, gidiyorum.
Sen artık silik bir hatırasın geleceğe kalan, yalanlarına kanmadan, sanma seni anlamadan, gidiyorum.
Senin hiç sevdiğin gitti mi? Bilemem ama ben severken gitmenin ne demek olduğunu biliyorum, gidiyorum.
Bazen kalanlar gidenlerden önce ve çok uzağa gitmiştir, biliyorum, gidiyorum.
Gerçekçi olalım, Yusuf yok, Züleyha yok, kuyu yok, saray yok, bu kadar yok arasında varsın biz de olmayalım, gidiyorum.
-ibrahim zeren-