İslâm âlemini bir hoşgörü ve fikirlere saygı furyası sarmış. İslâmi düşünür, ya da ilahiyatçı sonuçta Müslüman’lar adına fikrini her beyan eden muhakkak konuşmasının bir yerinde bütün fikirlere saygım var diye ekliyor. İslâm çok hoşgörülü çok yumuşaktır diye mesajlar veriyorlar etrafa. Muhataplarda bunu İslâm o kadar yumuşaktır ki sıkıp avucunuzun içine sığdırırsınız tarzından anlıyor. İslâm hoşgörü dinidir, Müslüman’ın fikirlere saygısı vardır amenna. Fakat kime ve ne şekilde bundan hiç kimse bahsetmiyor. Adamın biri çıkar ben Hıristiyan’ım der, benim dinim uyulması gereken gerçek dindir der, fikirlerini beyan eder, ortaya ispatlarını koyar bizde nezaketen oturur dinleriz. Sonrada biz bunu kabul edemeyiz diyerek söze başlar bizde İslâm’ın medhiye ve ispatını yaparız. Bir başkası gelir ve derki bu ülke için en güzel yönetim şekli sosyalizimdir. Şu sebepten şöyle oluyor bu sebepten böyle oluyor anlatır isteğini. O adamı da dinleriz çünkü o öğrendiğini, gerçek gördüğünü, kendince en güzel kabul ettiğini anlatıyor. Sonra bizde İslâm sistemini anlatırız o sosyaliste. Biz onları dinlemezsek, onlarda bizi dinlemez. Kime ne cevap vereceğimizi, hangi nabza hangi şerbet vermemiz gerektiğini bilmek için onları dinlemeliyiz. Bu şekilde hoşgörüye evet. Bu şekil bir fikirlere saygıya evet.
Fakat birisi çıkar İslâm adına Müslümanlar adına konuşuyorum derse iş değişir. Bize düşen kulak kesilip dinlemektir. Eğer söyledikleri haksa tamam lakin İslâm diye İslâm olmayan bir şeyler anlatmaya başlarsa orada dur demek gerekir. Sen çıkıp İslâm diye kendine ait ya da senden önce geçmiş senin gibilere ait fikirleri anlatamazsın. Bu İslâmi değildir, bizimle uzaktan yakından alakası yoktur. Böyle yapanlara sen bizim adımıza konuşamazsın demek gerekir. Böyle bir tutumdaki adama senin fikirlerine saygımız var diyemeyiz. Ona söyleyeceğimiz hatalarını düzeltmesi gerektiğidir. Bu hataları hata kabul etmiyorsa o zaman İslâm dışına çıktığını söylememiz gerekir. Bundan sonra söyleyecekleri artık İslâm yanlısı değil İslâm dışı olacaktır. Hatta İslâm’la bağdaşmadığı için İslâm karşıtı olacaktır. Bizden hiçbir hoşgörü ve saygı bekleme hakları yoktur. Bu çizgiyi doğru yerde çekmeli çizginin hangi tarafına hoşgörü duyacağımızı iyi bilmeliyiz. Çizgiyi çekerken ölçümüz yalnız İslâm olabilir. Yükselen değerler, globalleşme, milenyum çağı bizi bağlamaz. Bizi bağlayan tek etken İslâm’dır. Hoşgörülü olacağız, fikirlere saygılı olacağız diye hiç yemek seçmeden önümüze ne koyarlarsa yiyemeyiz. Bizden olmayan İslâm olmayan birisin bizim adımıza çıkıp söz söylemesini kabul edemeyiz. Kabul ettiğimiz anda saf değiştirmiş onun safına geçmiş oluruz.
İbrahim Zeren
11 Temmuz 2010