Avuçlarımdan kayıp gitti zaman tutamadım
Ne teselli verdiysem gönlüme avutamadım
Ayağıma takılırsa bir taş düşersem
Kıyama muktedir olmadığını bilmek yeis
Sen varsın tutar kaldırırsın bilmek sürur
Beklemek ateşten yakıcı
Bilmemek tahribi yüksek yıkıcı
Beynimde yankılanan çıldırtan sessizlik
İsrafil’ in suru bozacak gibi her an
Haddim değil ama istiyorum
Oyuncağını aşağı mahallenin haylaz çocuklarına kaptırmış evlat gibi
Silahını cephede kaybetmiş, tekrar cepheye dönmek isteyen asker gibi
Evlat gibi, asker gibi, kul gibi
Aç kalmış, susuz kalmış, yolda kalmış gibi
Acizim, perişanım, ömür sermayemi tükettim ziyandayım.

Avuçlarımdan kayıp gitti zaman tutamadım
Ne teselli verdiysem gönlüme avutamadım
Nane limon gribin şifası
Nedir benim halimin devası
Nezle değil ki ilacını bulup yutasın
Bende kızıyorum, kendime soruyorum
Cibril kanadıyla serinletsin seni istiyorsun ne hakla
Daracık çuvala girmişsin kıpırdamaya mecalin yok
Merak ediyorum nasıl atacaksın takla
Söyle de duyalım nedir yanaklarını şişiren bakla
Ya söyle, ya da mahşere kadar sakla

Avuçlarımdan kayıp gitti zaman tutamadım
Ne teselli verdiysem gönlüme avutamadım
Ey sesimi duyan! Şu karanlık odada kâğıdı ve kalemi gören
Ey! Ben kendimi bilmez iken beni bilen
Gönder kadife tenli sevgilini silsin gözlerimi
Bir bürde de benim omuzlarıma bıraksın
Bir busede benim alnıma dokunsun
Kaç deprem gördü bedenim ve ruhum
Kaç kere yıkıldı kaç kere yapıldı
Her defasında haykırdım imdat diye
Her defasında eman ettin
Her defasında imar ettin rahmet ile
Bu satırlara yazmama sebep
Kalmadı bende safiyet
Ondandır bu nedamet
Lutuf et! Kerem et! Ya Rabb affet!

-ibrahim zeren-