Daha çocukken duymaya yemeğin önemiyle ilgili sözleri başlamışızdır. Yemezsen arkandan ağlar. Masanın başında konuşulmaz, çok günah. Bakkaldan aldığın ekmeğin ucundan koparma, çok ayıp. Yaşımız ilerledikçe buna her geçen gün yenileri eklenir. Kınaya gidildiğinde kuruyemiş, mevlide gidildiğinde şeker almadan çıkmak ayıptır. Bir mevlid merasimine gidemediğinde kusura bakmayın gelemedim dersin sağlık olsun diyerek, özrün kabul edilir. Sen gelemedin ama sana da ayırdık diyerek eline şeker tutuşturulur. Bilinçaltında o gün camiye gidememiştim ama şekeri aldım, sevabı kaçırmadım diye bir şeyler belirir. Bayramlarda yaptığın ev ziyaretlerinde her gittiğin yerde baklava ikram edilir. Önüne konan baklavayı sabahtan beri çok yer gezdim sağolun yemeyeceğim diyerek geri çevirirsen. Bugün bayram yemezsen darılırım, cevabını alırsın. Kandil gecelerinde bir büyüğünü ziyaret etmenin adabını kandil simidi götürmek olarak öğrenirsin. Ramazanlarda akşam namazının kılınmadan vaktinin geçtiği iftar sofralarına şahit olursun. Kimse sofradaki yemeği terk edip namazı kılmaz. Yemeğin tadı öyle çıkarılır ki teravi kılacak hâl kalmaz kimsede. İftar sofrasını çatlayasıya yemek için doldurmaya çabalayanlar olur etrafında. Cebinde parası olmasa da kredi kartına taksitle borca girmeyi göze alarak yemek ibadetini ifa etmeye çabalarlar. Bir öğün eksik yemek yenen Ramazan günlerinde marketler boşalan raflara mal yetiştiremez. Yıl içerisinde tek yaptığı ibadet ramazanda iftar sofrası kurmak olan tipler görürsün. Zekâtını vermeyen ama belediye çadırlarında halka iftar tertip eden zenginler tanırsın. Yemek hep önemlidir. Mübarek bir ibadettir. Yemezsen günahkâr olursun, yemezsen küserler, yemezsen nimete nankörlük etmiş olursun.
Eğer bu yazdıklarıma neden gerek duyduğumu düşündüyseniz aklınızı buna yormayın. Siz en iyisi bundan sonraki satırları düşünün. Kilosu iki buçuk lira olan bir yiyeceği yüz gramı beş liraya nasıl satarsınız? Yani kilosunu iki buçuk liraya alıp elli liraya tam yirmi katına nasıl satarsınız? Cevap çok kolay işin içine her şeyde olduğu gibi din istismarı katarsınız. Alacak olan farkında olmadan alır. Nasıl mı? Kilosu ikibuçuk lira olan kestane yüz gramı beş liraya satılıyor. Kestane kebap yemesi sevap. Ver parayı kaçırma ibadeti. Namaz kaçtı bari kestane kaçmasın. Ne de olsa yemek yemek mühim bir ibadet olarak öğretildi sana. Belki bu satırlar çok uç bir düşünce geldi size. Ama kusura bakmayın kestane satan seyyar satıcının arabasında yüz gram beş lira yazısını gördükten sonra aynı kestanenin kilosunu marketten ikibuçuk liraya alınca aradaki fark nasıl olur diye aklıma başka bir şey gelmedi.
ibrahim zeren
04 Aralık 2008