Hassas bir konu üzerinde konuşmanın verdiği tedirginlikle başlıyorum yazmaya. Elbette savunma refleksi olarak hiç gerek yokken yapmam gereken açıklamalar olacak. Birincisi söz konusu Kuran’ı Kerim olduğunda Elhamdulillah bütün Müslümanlar gereken hassasiyete sahipler. Bir mümin için kalbini yerinden çıkartacağım demek Kuran yakacağım demekten daha hafif sözdür. Kuran Müslümanların kalbidir. Biz Müslümanlar olarak Kuran’a hürmet duyarız. Kitap denince akla ilk gelen Kuran olunca bütün kitaplara hürmetimiz vardır. Elbette her kitap bizim değildir bize ait olanları yazmaz. Her ne olursa olsun yinede kitap kitaptır. Kendi adıma kitaplığımda İncil, Tevrat, Bahaîliğe ve bir dine ait olduğu kabul eden birçok kitap hepsi düzgün bir şekilde rafta durur. Kuran hürmeten belden yukarı konur, biz öyle öğrendik büyüklerimizden. Kuran’a duyduğumuz hürmetten bütün kitaplar alır nasibini. Bundan ötürü içinde ne yazarsa yazsın her kitap belden yukarıdadır bizim kütüphanelerimizde. İncil, Tevrat tahrif edilmiştir biz öyle iman ederiz. Belki içinde el değmemiş yerler vardır onu bilemeyiz. Ama ne olursa olsun adı İncil olduğundan, Tevrat olduğundan, kitap olduğundan kıymet veririz. Onları değil yakmak, yere atmak, toz içinde bırakmayız. Şimdi İslâm’a saldırmanın yeni şekli Kuran yakmak oldu. Bağırıp çağırıp sayıp sövmekle vakit harcamak istemiyorum. Sağ olsunlar kardeşlerimiz dünyanın dört bir yanında tepkilerini gösteriyorlar. Çeşitli yollarla protestolar gerçekleştirip Kuran’a olan muhabbetimizi gösteriyorlar.
Elbette hiçbir Müslüman Kuran yakılsın istemez. Dünyaya rahmeti yaymak için indirilmiş bir kitap bunu hak etmez. Allah’ın kelamı böyle bir muameleye reva görülemez. Biz alnımız ak olarak yaşadık. Bize ait tarihin her beyaz yaprağında bunu ispat ettik. Efendimiz -sallâllâhû aleyhi ve sellem- yaşarken Tevrat ve İncil nüshalarına zarar vermek için hiçbir hareket yapmadı. Hatta bir defasında ganimetle birlikte ele geçen nüshaları sahiplerine geri verdi. O Kuran’ı anlattı tebliğ etti. Tevrat yakmak İncil yakmak yolunu seçmedi. Onu takip eden Müslümanlar tarih boyunca asla kitaplara saldırmadılar. Karşı oldukları kitaplar oldu o zamanda o kitaplara reddiye yazdılar. Kitapları yakmak yerine o kitaplardaki fikirleri çürütmek için kitap yazma yolunu seçtiler. Böylece kitap sayısı azalmadı fazlalaştı. Bu konuda sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. İstediğim Kuran’ı yakan papazlara tepki gösteren Müslümanların farkında olmadan gözden kaçırdıkları. Evet, papazlar aleni şekilde Kuran yakıyor. Onların yaktığı Matbaa’da basılmış Kuran’lar. Onlar ahmak, onlar gafil, onlar imandan nasipsiz. Bilmiyorlar ki Allah Kuran’ı korumayı vaat etti. Yakmakla Kuran dünyadan kaybolmaz. Bütün basılı nüshaları yaksalar, disketlerde, bilgisayarlarda kayıtlı olanları silseler Kuran yine kalacaktır. Hiçbir kitapta olmayan muhafızları var kuranın. Milyonlarca hafız ezberinde tutuyor Allah kelamını. Kuran ondört asırdır neler gördü. Çok büyük saldırılara uğradı ama hep korundu. Hafızlar azken hafızlar şehit edildi. Akıllarda olanlar korunmak için Mushaf haline getirildi. Sonra hafızlar çoğaldıkça çoğaldı. Hangi asırda hangi bölgede Kuran’a savaş açılsa bir müddet sonra orası Kuran hafızları ile doldu. Daha yakın zamanda üzerinde yaşadığımız topraklarda olanları ne çabuk unuttuk. Sonuç bu gün ortada hafızlarımızın sayısını bir tek Allah biliyor. Bu konuda tereddüt duymak imana zarar verir. Onlar Kuran’a savaş açarsa Allah gönderir bir Gönenli Mehmet efendi, Süleyman Hilmi Tunahan, Mehmet Rüştü Aşıkkutlu. Adlarını bilmediğimiz daha nice Kuran hizmetkârı. Onlar eliyle hafızlar yetiştirir korur kitabını. Bu konuda içimiz rahat. Bu gün Kuran yakılan yerlerin hepsinde bir gün gelecek hafızlık medreseleri açılacak. Bu benim fantezim değil ben Kuran’a böyle iman ettim.
Bizim asıl sorunumuz bu değil asıl sorun papazlar değil. Kuran’ı yakan değil sözde koruyanlar. Hoca’yım diye kürsüye çıkıp Kuran’ı tahrif etmeye çabalayanlar. Kuran tarihseldi diyenler. Bu zamanda bu hüküm olmaz diyenler. Bu günü şartlarına göre anlamalıyız diyenler. Ayetleri evirip çevirip ondört asırdır böyle anlaşılmış fakat artık böyle anlayamayız diyenler. Bazı ayetlerin hükmü artık geçerli olmaz diyenler. Kuran birçok ayetinde çok serttir bu şekilde anlamak Yahudi Hıristiyanları incitir diyenler. En büyük tehlike papazlar değil hocalar. Kuran kıyamete kadar lafız olarak korunacaktır. Peki, manası ne olacak? Lafızlara yüklenen yanlış anlamlar. Çağdaş, modern, Yahudi Hıristiyanları incitmeyen tefsirler. Bunlar neden gözden kaçıyor. Papazlar Kuran yakıyor diye meydanlara inen kardeşler yüreğinize sağlık. Allah cihadınız kabul etsin. Peki, Kuran’ı tahrif eden hocalar için ne zaman meydanlara ineceksiniz? Kuran’daki faiz ayetlerini yok sayanları ne zaman meydanlara taşıyacaksınız? Abdestsiz Kuran okunur diyenleri ne zaman yuhalayacaksınız? Yahudi, Hıristiyan’la amentüde ittifakı olanların adını ne zaman pankartlarda göreceğiz? Hadi kardeşler papazın hesabı Allah’la hocanın hesabı sizle. Papaz elin papazı hoca bizim hoca. Önce içerideki Kuran düşmanlarının ağzının payını verin sonra dışarıya sıra gelsin. Papaz rezil olmaz o zaten rezil. Siz Kuran düşmanı hocaları indirin kürsülerden rezil olsunlar. Papazlar karşısında gösterdiğiniz cesareti gidip tefsir dinlediğiniz, akaid öğrendiğiniz, fetva danıştığınız vakıfların, deneklerin kapısına siyah çelenk bırakarak gösterinde bir daha görelim.
ibrahim zeren
21 Eylül 2010