Eğitime önem veren bir dinin mensuplarının üzerinde yaşadığı toprakların vatandaşıyız. İslâm’ı yaşamak ve yaşatmak için bu toprakları vatan haline getirmişiz. İlmin nerede olursa olsun aranması gereken bir hazine olduğunu öğrendik. Âlimlerin baş tacımız olması gerektiği terbiyesiyle yetiştirildik. İlimle uğraşmanın faziletini bize öğreten bir peygamberin ümmetiyiz. Üniversitelerin, ilim öğretilip öğrenilen insanlığın hayatını kolaylaştıracak icatların yapıldığı yerler olması gerekirken bizim ülkemizde bu tariften çok uzak olduğunu görüyoruz. Gazetelerde her gün bir yenisini okuduğumuz rezaletlere şimdilerde üniversitelerde açılan sapkın cinsel kulüpler de eklendi. Aydın bir nesil olarak yetişip insanlara hizmet edecek dernekler açacaklarına sapık fikirlerini savunacak kulüpler kuruyorlar. Üniversite öğrencilerinin amacı yeni buluşlar yapmak, patent listelerinde Türk isimlerinin sayısı arttırmak olması gerekir. Onlarsa bunun yerine cinsel kimlik tarifindeki erkek ve kadın tanımlamasını az bulduklarından olsa gerek cinsiyet tariflerinin sayısı arttırıyorlar.
Helak olmuş kavimlerin hikâyelerini duyduğumuzda onların zamanında olmuş bitmiş bir hadise diye düşünmenin yanlışlığının ispatıdır bu. Sapıklık bir mikrop’tur ve insanlığa bulaşmıştır. Kimi zaman ortam hijyene uygun olduğundan mikrop yavaş yayılır az sayıda insanda hayatını devam ettirir. Gün gelip de şartlar uygun olduğunda ortam müsait olduğu için hızlı büyüyerek çok sayıda insana bulaşır. Çıplaklığın meşru kabul edildiği bir toplum bu mikrobun en hızlı yayılacağı zemindir. Sürekli çıplak kız bedeni gören erkekler, çıplak erkek bedeni gören kızlar. Ömrü boyunca topu topu birkaç kızla göz göze gelip bir tanesine vurulan erkekler tarih oldu. Evden çıktığı ender zamanlardan birinde gördüğü oğlana gönlünü kaptıran sevdalı kızlar kalmadı. Sevdaların adı karaydı ama pembe hayalleri süslüyordu. Şimdilerde sabah evden çıkıp akşam dönene kadar karşı cins’ten kaç tanesiyle konuştuğu, koklaştığı sayılamayan nesiller türedi.
Kadınla erkek yan yana durması imkânsız iki kavramdı. Ateşle barut nasıl durmazsa onlarda durmazdı. Şimdi sadece arkadaşız diyen kadın erkekler türedi. Beraber tatile çıkan iş arkadaşları, aynı evde yaşayan okul arkadaşları duyar olduk. Biz sadece arkadaşız aramızda bir şey yok sözleri garip gelmemeye başladı. İnsanları bırakın kedi köpek sarmaş dolaş yatan hayvanların fotoğrafları da garip gelmiyor artık. Cinsellik artık ne ayıp ne de ulaşılamaz kabul ediliyor. Kolay elde edileni bırakıp yeni şeyler denemek isteyen sapıklara fırsat doğdu.  Erkeğim ama erkeğe aşık oldum. Kadınım ama kadına aşık oldum diye utanmadan dillendiriyorlar. Peşinden ekliyorlar bu bizim insanlık hakkımız. Biz modern bir hayat yaşamak istiyoruz.
İnsan iki cins olarak yaratılmıştır; kadın ve erkek. Bunun dışında ne söylenirse söylensin o, insan değildir. Bu gün gelinen bu halin temelleri nasıl atıldı düşünmek lazım. Modernleşeceğiz diye yüzünü batıya dönen münevverlerin ülkesi burası. Batıyı kendine model alırken ilk olarak kendi eksikliklerini bulup oradan takviye etmek yerine kendinde ne varsa işe yarayan hepsini yıkanların ülkesi. Acil ihtiyaçlar listesinde bilgi yerine zevkleri ilk sıraya alanların ülkesi. Kendilerinden ileri kabul ettikleri ülkeleri geçmeye çalışmak yerine önlerinde dize çökenlerin ülkesi. Kütüphanelerindeki açıkları tamamlayacakları yerde vücutlarını açanların ülkesi. Yolun başından, sonunun nereye varacağı belli olanların ülkesi. Modern olmak için maskara olanların ülkesi. Model olmak için değil model almak için çaba sarf edenlerin ülkesi. Bizim Kuran’ımız var Hadis’imiz var bizi korur diye yan gelip yatmayalım. Evlatlarımızı da bu korumaya dâhil edelim. Dedelerinin günahını çekenlerden de kurtarabildiğimiz kadarını kurtaralım. Onları da sahipsiz bırakmayalım. Evlatlarımız onlarla beraber yaşayacak onların işini kolaylaştıralım. Ne kadar pislik temizlersek o kadar kârdır. Gayret bizden, bereket Allah’tan.
İbrahim Zeren
15 Kasım 2008