Herkes bir şey söyledi aklımı karıştırdı
Köşe başlarında neon tabelalar davetkâr
Hayat kısa dediler, hızlı yaşa genç öl
Her şeyin kısa yolunu aradım hayat kısa diye
Bir görüşte âşık oldum üç günde sıkıldım
Arkama bakmadan yarını hesaplamadan yaşadım
Yordu beni tempo mecburen duruldum

Herkes bir şey söyledi aklımı karıştırdı
Köşe başlarında neon tabelalar davetkâr
Anti ageing, diyetler, garip isimli seanslar
Huzurlu ol uzun yaşa Dünya sana kalacak
Ruhunu arındır, dinlen mutluluklar seni bulacak
Dingin bir Pazar günü geçir, Cumayı unut gitsin
Sanki ölmeyecek kazık çakacaksın

Herkes bir şey söyledi aklımı karıştırdı
Köşe başlarında neon tabelalar davetkâr
Binaların arasına sıkışmış bir mescit
Ben buradayım diye haber veriyor günde beş vakit
Sakin bir zamana çağırıyor inananları ezan
Önce kulak verdim gönlümü okşayan sesine
Sonra kendimi verdim engin tecrübesine

Maddi hesaplar, bedeni kaygılar yoktu
Öğrendiklerimi unutarak başladım işe
Büyük harflerle sövdüm küçük adamların yüzüne
Bellettikleriniz sizin olsun ben gidiyorum
Sizin girmediğiniz sokaklarda dolaşmaya

Büyük balık küçük balığı yutardı
Düşenin dostu olmazdı
Uzatırsan elini kimse tutmazdı
Yemeyenin malını yerlerdi
Herkes herkese engeldi
İçerken para verdik Allah’ın suyuna
Dökerken vergi verdik kanalizasyona
Piyasa serbestti, insan bağımsız
İşlerin tıkırındaysa problem yoktu
Dünya batsa keyifler gıcır o zaman

Adaletinde şüphem yok Allah’ım
Kendim ettim kendim buldum Allah’ım
Gelip hesabını senden sordum Allah’ım
Bunlara bırakma beni yerler Allah’ım
Tut elimden tut Allah’ım
Ebedi muallimi buldum ona uydum
Güneşte kurutulmuş et yiyen kadının oğluydu
Yün hırka giyerdi etiketi olmayan, seri sonu defolu

Kendi gibi güzel arkadaşları vardı onun
Hepsi mert, hepsi cömert
Hepimiz bütün insanlık için diyorlardı
Bir kişi kalsak yine bütün insanlık için
Savaşmayı sevişmeye tercih eden Hanzala vardı
Onun dostlarının arasında
Altmış sekizlerin çiçek çocuklarına benzemiyorlardı
Sadece kendilerine değil
Dünyaya adalet getirmek istiyorlardı

Gündüz işlediğim günahları unutup
Gece gördüğüm rüyaların derdine düşen ben
Vicdanı öğrendim onlardan birde sevmeyi
Kimi sevdiğim kadar neden sevdiğinin önemli olduğunu
Ebedi Muallimi buldum ona uydum
Güneşte kurutulmuş et yiyen kadının oğluydu
Yün hırka giyerdi etiketi olmayan, seri sonu defolu

Fıratla Nil arasını gasp edenleri öğrendim
Sevmemenin ibadet olduğunu bildim
Zalime yataklık etmeyecek kadar dürüst,konuşan taşlardan
Kendi çocuğumun yüzünü görmeyi öğrendim,
ölmüş Filistinli çocukların yüzlerinde
Her gece hiç hesap yapmadan çektim yorganı başıma
Böylesine büyük bir hesabın içinden çıkamam diye

Yer yarılıp yutmadı beni, tedirginim bu sessizlikten
Her an gök gürleyip beni içine çekecek diye
Aynı cins yemeği iki gün üst üste yemeyen ben
Ardından içtiğim sıcak çayıda eklersem nasıl öderim
Garson satırında açlıktan ölen çocuklar yazan adisyonu
Ebedi Muallimi buldum ona uydum
Güneşte kurutulmuş et yiyen kadının oğluydu
Yün hırka giyerdi etiketi olmayan, seri sonu defolu

Vicdanı öğretti bana birde sevmeyi
Kimi neden ne kadar seveceğimi
Şimdi artık daha zor bana hayat
Şimdi artık daha anlamlı bana hayat

-ibrahim zeren-