Yazdıklarımı okuyanlar belki benim için başka bir şey bilmiyor her kelimeye bu zaman diye başlıyor diyecekler. Belki de çağdışı bulacaklar veya takıntılı deyip geçecekler. Fakat ne olursa olsun yine başlıyorum. Evet, bu zaman çok ama çok garip bir zaman. Müslümanlar dinlerini öğrenmede geleneğe bağlı metotları terk edeli çok oldu. İslâm’ı öğrenmek için takvim yapraklarını, fısıltı gazetesini kaynak kabul ediyorlar diye kızıyorduk.  Şimdilerde o günleri bile arar olduk.  Tabir yerindeyse at izi it izine karıştı. Kim? Kimi? Neden örnek alır? Anlamak tamamen imkânsızlaştı. Müslümanlar sahip çıkmaları gereken değerlerin farkında değiller. Bir Müslüman neye sahip çıkmalı diye soracak olsak herkes aynı maddeleri sayar. Kadınlar namusuna, erkeklerde eve helâl kazanç getirmeye. Daha ne var desek belki yanına bildik birkaç madde daha ekleyecekler. Elbette bunlar önemlidir fakat yeterli değildir. Namus önemlidir, helal lokma önemlidir. Sadece tek bir cins için değil erkekler ve kadınlar için eşit oranda önemlidir. Yalnız dile kolay gelen bu önemli kuralların dışında bizim başka dikkat etmemiz gereken şeylerde vardır. Sahip çıkılması gereken namus kadar helâl kazanmak kadar önemli bir başka şeyde kavramlardır. Biz Müslüman’ız bizim dinimizin anlam yüklediği kavramlar vardır. Biz akraba dediğimizde kardeş dediğimizde para kazanmak dediğimizde başka dine mensup olanla aynı şeyi kast etmeyiz. Biz yemeği yemek gibi basit bir kelimeye bile onlarca anlam yükleriz. O yemeğin parasını kazanmaktan başlar pişirilmesine, sofraya konulmasına, sofraya otururken ellerimizi yıkamaya, o yemeği yerken kaşığı hangi elimizle tuttuğumuza kadar her biri ibadet olan anlamlarımız vardır. Sadece farz, vacib, sünnet değildir ibadetlerimizi anlatan kelimeler. Biz yeni bir ev, araba hatta ceket alana hayırlı olsun derken onun dipnotunda türlü iyilik temennisi ekleriz. Allahın rızasına uygun kullanmak nasip olsun diye kast ederiz. Mutlu günler geçirmene vesile olsun demek isteriz. Bu liste uzadıkça uzar.
İlk önce televizyonlarda haber sunanların dilinden duyduğumuz şimdilerde günlük konuşmalara girmeye başlayan bir söz var Noel arifesi. Bizim bildiğimiz arife günü sadece kurban bayramında olur. Anlamını bilmeyenler ramazan bayramına da arife ekledi varsın olsun. Kastedilen şeyin ne olduğunu biliyoruz sorun değil dedik. Fakat Noel arifesi de nerden çıktı şimdi. Hıristiyanların kutsal gününü kutlamayın diye uyarırken tehlikenin bu kadar büyüdüğünü fark etmek gerçekten korkunç. Nasıl bu kadar sahiplendiler ki Noel dini bir bayram oldu üstelik arifesi de başına eklendi. Yapmayın artık bu kadarına pes diyorum. Arife bize ait bir kavramdır. Kurban bayramının bir gün öncesi için kullanılır. Hacılar o gün Arafat’a çıkarlar onun için o gün Arafat günüdür. Ramazan bayramında arife günü yoktur. Siz dediyseniz canınız sağ olsun. Bayramın bir gün öncesini kastettiğiniz anlarız tebessüm eder geçeriz. Nasılsa bayram bizim bayramımız. Peki, Noel kimin? Noel arifesi kimin? Noel arifesinde kim hacı olur? Noel arifesinin bayramında bizim hacılarımızın Kâbe’de toplandığı gibi Hıristiyanlarda çam ağacının dibinde mi toplanır?  Bizim arifemizin ertesi günü hacılarımız hep bir ağızdan lebbeyk dedikleri gibi Hıristiyanlarda ondan geriye mi sayarlar? İman kuvvetiyle hep beraber dokuz sekiz yedi alkışlar yeni yıl için. Yapmayın arkadaşlar. Yapmayın kardeşler. Kavramlar bizim namusumuzdur. Kavramlar bizim helâl lokmamızdır. Arife bizimdir. Kurban bayramı bizimdir. Ramazan bayramı bizimdir. Noel onlarındır. Yeni yıl partileri onların. Evinize dönün artık. Yuvanızı terk etmeyin. Peygamberin yamacından Aziz Nikola’nın kucağına koşmayın. Haydi, bu yılbaşı gecesi onların yapmadığını yapın gece yarısına on saniye kala yatağa girin. İnşaAllah Peygamberimiz hepinizi bağrına basacak.
İbrahim Zeren
30 Aralık 2010