Bir topluluk toptan uyuyorsa ve bu topluluk apaçık bir uyarıcıyla uyarılmış, davete icabet etmiş Müslüman bir topluluksa uyandırılmaları muhakkak suretle gereklidir. Bu uyandırma istem dışı da olsa gerçekleşecektir. İslami hayat Müslümanca yaşayış böyle bir gerekliliği içinde barındırır. Bu gereklilik farklı dinamikler vasıtasıyla ortaya çıkacaktır. Müslüman toplumun başına gelen sarsıcı olaylar tarih boyunca bir uyanma vesilesi olmuştur. Elbette bu günde etki edecektir. Bu, umudumuzdur. Bu uyanış yeri sallayarak, başörtüleri çekip çıkarılarak, hafızlık müesseselerini kapatarak, kendi seçtikleri yöneticilerin aleyhlerinde icraatlarıyla, geçim sıkıntısına düşerek ve bunlar gibi türlü şekillerde olacaktır. Hiç şüphesiz Müslümanlar sarsılacaktır. Önemli olan neden sarsıldığını ve sarsıldıktan sonra ne yapması gerektiğini bilmektir. Müslüman sarsılacak fakat düşmeyecektir. Düşmekten koruyacak da İslâm’ın temel dinamikleri olan namaz, sabır ve kadere imandır.
İslâmi hareket doğası gereği her hareketsiz geçen dönemde sıkıntıya sokulup sarsıntıya uğramış ve dönemin arkasından tekrar bir ivme kazanarak yoluna devam etmiştir. Nasıl olacağını bilemem ama bildiğim bu defada öyle olacaktır . Bu sessiz duruş ve ileri adım atmayıştan dolayı geri kalış, gerilmiş bir ok misali önce durgun ve gerideyken, bir anda çok yollar kat ettirecektir. Müslüman bir topluluğa yakışan ve Müslüman bir topluluktan beklenende budur. Önemli olan hepimizin bildiği hataları sürekli tekrarlamaktan kaçamayışımızdır. Bu satırları okuyanların çoğunluğunun şöyle dediğini duyar gibiyim; ben bunu zaten biliyorum. İşte bu sözü sarf eden kardeşlerime cevabım; bildiğini bende biliyorum şeklinde olmayacaktır ve onlar gibi bende biliyorum demek için yazmadığımı üzerine basa basa defaatle anlamalarını istiyorum. Hepimiz biliyoruz ve birbirimizin bildiğinden de eminiz. Öyleyse senin ya da benim hayatımda ne değişiyor? Bu bildiklerimiz karşısında ne yapıyoruz? Bunları bilmek sana ya da bana fakat sonuçta İslâm’ı yaşamak isteyenlere ne kazandırdı? Ben burada yazdıklarımı kendi kendime çok tekrar ettiğim için kâğıda döktüm. Fakat kâğıda dökeyim de orada kalsın diye düşünmedim. Belki birileri bu kâğıttan yazılanları alır. Böylece o beklenen kardeşlik ve birlik tesis edilir diye yazdım. O kadar çok şey var ki yazacak şimdilik bu kadar yazdım. Kısa yazmak istedim çünkü bu davayı sırtlanacak olanlar kısa sözden uzun anlam çıkaracak olanlardır. Nasıl olsa laftan anlamak istemeyen uzun sözden de anlamayacaktır.
15 Ocak 2009
İbrahim Zeren