Saat durduğu yerden başlar çalışmaya
Zaman da kaldığı yerden devam eder mi?
Bitsin artık dediğimde biter
Başlasın dediğimde başlar mı?
Adını sonsuz tövbe koysam sözümün
Sözümü duaya çevirsem
Bir defa da olsa sözüm işe yarar mı?

Bıraksam doğup ve öleni, çıkıp ve batanı
Kurduğum krallığın sütunlarını ellerimle devirsem
Yüzündeki makyajı yıkamaya zorlasam ihtiyar fahişeyi
Terk eder mi beni zaten başkalarının olan aşkım
Bırakır mı peşimi isteyerek peşime taktığım
Yetişebilir miyim geç kaldığım trene

Balyoz gibi indirsem tevhidi boş vermişliğin beline
İbrahim olur muyum bende İsmail’ imi kesmeden
Yaşamak istiyorum adam gibi ve ölmek adam gibi
Her gün doğan güneş değilim bir defa yaşıyorum
Nerede ve ne zaman batacağımı bilmeden
Kurak toprağa düşecek bir damlaysam eğer
Yere düşen bir damla olmak istemiyorum
Yere koşan bir damla olmak istiyorum

İsteyerek bilerek yaşamak istiyorum hayatı
‘’Dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan ibarettir‘’
Öyleyse vakit yok
Çabuk çabuk yaşıyorum hayatı koşarak
Koşmak, hız, denge,  düşme tehlikesi
‘’İnsan pek acelecidir‘’
Çık çıkabilirsen işin içinden
Çıkma çıkma kal ne olacaksa burada olsun

Karda yürüyüp iz belli etmeyenlerin
Yolundan gittim de ne oldu; kayboldum
Kayboldum diye dolanırken
Uzaklaşılınca kaybolunan yeri buldum
Orjin, mekân, menzil, burasıymış ben kayıpmışım
Aramak adına attığım her adımın adı kaybolmakmış

İsim yanlış, işim yanlış, yol yanlış cisim doğru
Açıldı gözüm şimdi anladım
Beyaz gördüğüm kırmızı
Kırmızı diye kaçtığım beyaz
Kar bildiğim kormuş
Boş yere dolaşmak beni yormuş

Ben yok iken kayıpken beni kim aramış kim sormuş?
İhmâl ettim unuttum yokluğumda çiçeklerim solmuş
Saatim durmuş zaman durmuş
Döndüm geldim sonuna derken yolun başındayım
Sıfırdan başla başlayabilirsen otuz yaşındayım
Otuz yıl sıfır, sıfır otuz yıl
Başlangıç otuz son meçhul

Elde bir şey yok avuçta yok
Kalpte hüzün akılda pişmanlık
Beden yorgun gözde biraz ıslaklık
Bir damla gözyaşı taşı deler mi?
Yumuşar mı aklım, bırakır mı ruhumu özgür
Son pişmanlık fayda eder mi?
Yaş otuz bitiş meçhul

Adını sonsuz tövbe koysam sözümün
Sözümü duaya çevirsem; pişmanım
Oldum, yine olacağım ne kadar daha bilmem
Zayıf, yorgun, pişman, insan, ben…
Söz, dua…
Amin…

-ibrahim zeren-