Tahrif olmuş Hıristiyanlık birçok konuda saman altından su yürüten bir inançtır. Buna verilecek örneklerin en başında Allah ile İsa (a.s.) arasındaki ilişkinin tarifi gelir. Bu ilişkinin Allah ve onun vazifelendirdiği peygamberi yerine baba ve oğul olarak kabul edilmesi sinsi bir laf oyunudur.
Önce ‘’Göklerden gelen bir ses, «Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum» dedi.’’ (Matta 3:17) ayetiyle Allah’ın İsa (a.s.)’ı oğul kabul ettiği söyleniyor. Sonrasında İsa (a.s.)’ın dilinden ‘’Ben ve Baba biriz.’’ (Yuhanna 10:30) ifadesiyle baba oğul ilişkisi karşılıklı teyit ediliyor.
Hıristiyan aklı böyle yaparak işe Allah ile İsa (a.s.) arasında bir hiyerarşik yapı kurarak başlıyor. Devamında kendi yakıştırdığı baba oğul tanımına tüm insanları dahil etmek için İsa (a.s.)’ın dilinden baba Tanrıya bir teklif sunuyor. ‘’Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar. Ben onlarda, sen bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın.’’ (Yuhanna 17:22,23) Muhtemelen böyle bir karar almayı daha önce düşünmemiş olan Tanrı tüm insanları sevdiğinin bir nişanesi olarak iyi bir baba olmanın gereğini yapıyor ve oğlunu kırmıyor. ‘‘Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrının çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrıdan doğdular.’’ (Yuhanna 1:12,13).
Aslında bütün bu senaryonun, ustalıkla hazırlanmış kurgunun tek amacı var Tanrı kabul etmemek. Sebep sonuç ilişkisi içerisinde hadisenin gelişimine bakacak olursak bu sonuca varmak hiç zor değil. Tanrı babanın İsa (a.s.)’ oğul edinmesi yetmezmiş gibi tüm insanlar iman ederlerse tanrının çocukları oluyorlar. Adeta iman eden tanrıya bitişiyor onun ailesinin bir parçası sayılıyor. Yani her insan aslında tanrı oluyor. Tanrı çocuklarını kendisine evlat olmaya çağırarak üstü kapalı tanrı olmaya davet ediyor. Kralın oğlunun kral, ağanın oğlunun ağa olduğu gibi feodal bir düzen. Böyle olunca da İsa (a.s.)’ın ölmüş olması büyük bir sorun çıkarmıyor. Çünkü bir Tanrı ölse bir şey değişmez, nasıl olsa milyarlarca Tanrı var.
Denklem çok basit Tanrı baba, İsa (a.s.) onun oğlu, inananlar tanrının çocukları. İsa (a.s.) bedenen insan, tüm Hıristiyanlar da bedenen insan. İnsan olan İsa (a.s.) tanrı öyleyse tüm Hıristiyanlar tanrı. Demek ki ya milyarlarca tanrı var ya da hiç tanrı yok. Bu denklemde ilk ihtimaldense ikinci olan daha akla yatkın geliyor. Dolaylı yoldan tanrı yok demenin bir başka şekli. Belkide hani işi sulandırmak denir ya işte tam öyle bir şey. Bu arada Hıristiyan çevrede yaşayıp Kilisenin anlattığı din ve Tanrı inancına inanmayıp ateist olanların neden o yolu seçtiklerini anlamak için empati yapmanın yeterli olduğunu özellikle hatırlatırım.
12 Ağustos 2014
-ibrahim zeren-